7 Kasım 2013 Perşembe

keşke o ben olsaydım dediğim hikaye kadınlarına kıskanarak bakıyorum

eskiden umduğum çok şey vardı
şimdi ise unuttuğum
sandıkların içine bir heves doldurduğum
naftalin diye heyecana sardığım
yapabilirimlerim vardı
keşke o ben olsaydım deyip
kıskandığım çok kadın vardı
                                        -İnsan kendinden umduğunu kıskanırmış-
                                         Ah’lar ağacı
                                         Kırmızı Karanfil
şimdi kıskanmaktan arlandığım

unutuşum ve arım
olgun bir yapamazlığın
kabullenişinden değil ya
yoksunluktan olduğundan
içimin doluşu
kalemin susuşu
kağıdın duruşu
zor geliyor bana
kelime kendini tamamlamaz
bir başına bir cümleye
bende sarıp sarmalayacak
besleyip büyütecek
bir bütüne kavuşturarak
deha yoksunluğu
yoksunluğa var demek ne garip
olmayanı kıskanıp
kıskançlıktan ar çekmek ne garip

Eksikli yaşamaya ne zaman başlar insan
zora koşan kendini bir zaman
şimdi boşa koştuğunu
                      -kelime defterleri, parlak kağıtlar, divit kalemler, başucu kitapları-
anlatabiliyorsa kendine
vazgeçtim defterlerden, kağıtlardan, kalemlerden
büzüştüm sıradan kelimelerin yayıldığı
cümlelerin satır aralarına
cesaret dedim bir uzlaşmazın dehası
ve bir “o bende var” ahmaklığı
ilki yok, ikincisi varın karın ağrısı
yoktu, anladım
geri alamadım
şimdi müsveddelerin bile
korkağıyım

hışır da hışır
kıpır da kıpır
kalemin değdiği kağıtta

eksilte eksilte hışır hış
vazgeçe vazgeçe kıpır kıp
şimdi kuru bir sözlük gibi
her kelime tek manalı
beni kaldırıp rafa koymalı

şimdi acı kendine “sığdayım”
sonra suçla “ben aslında istesem”
sonra yutkun “çok iş…”
sonra ağla “aslında ben…”
sonra anla “aslında hiç…”

“hiçbir kitaptan öğrenilmez”
                          daha ne gerek
“belki bilmediğim bir dilin saklısın”
                         neyine gerek
bilebildiğimiz dillerde okuyor
bilemediğimiz için yazamıyoruz
o yüzden çokça okuyor
sıkça yazamıyoruz
herkesin her ahının
içinde böldüklerinin yazılabildiği
bir dünyada yazar olmak da ne ki?
“fazla kibir, boş inanç
sen kendini ne zannediyorsun”a
inanmak istiyorum

kelime defterleri, hazır kağıtlar
o kalemler
gözüme değmesin istiyorum

sevdiğim şair kadınlar
Ah’la baktıklarım
bir yapabilirlik kondururken kağıda
gerçek bir gülüp geçme anının gelmesini
ve bir daha gitmemesini
                     Ah’lar ağacı
                     Kırmızı Karanfil
                     sonra sığlığım- işte o benim

ve yazma hayali olan ve hiç yazma umudu olmayan benim
arsızlığım
artık bitsin istiyorum
keşke o ben olsaydım dediğim hikaye kadınlarına
kıskanarak bakıyorum

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder