7 Kasım 2013 Perşembe

müsveddelerde tırnaklı cümleler




Müsveddeler biriktirdim, kelimeler, cümleler… Benim olmayacak kadar güzeller. Tırnak işaretleri bunu imledi. Bundandı belki de çok kullanmaktan imtina etmemem. Müsveddeyi dönüştürecek bir cümleye hiç sahip olamadım. Bir edimin hep sonuçsuz kalmasının hayal kırıklığı. Kendime yazmadım belki de hiç, belki hep başka gözlere açılacak cümlelerin ağırlığı oldu kalemimde. Oysa müsveddelerin hafifmeşrep cesaretine sığınabilirdim. Sığınamadım, sığlıkla malul bir kalemin sahibi oldum.
Heceleme beni artık a kadın, beni sınama, kibirli bir yapabilirlikle ezme beni.
Yok, sende o deha yok. Bir parçayı bütüne kavuşturma hayalinin sonu yok, yok karanlıkta kalmış olabilir diyip avunduklarının bir gerçekliği..
Sınama beni artık a kadın, beni avutma…
Avunduklarının yeterliliğinin sınırı olduğunu gör.
Masaların, o masaların kenarına konduğu camların, o camların manzaralarının, o kağıtların, kalemlerin, klavyelerin hiçbir suçu yok. Peki ama nasıl’ın bir cevabı yok. Çünkü “peki ama nasıl”lar bile bir yapabilirlik umudu barındırır içinde. Senin iler tutar bir yanın yok. Bırak kendini çok büyütmeden. Kibrine daha fazla yenik düşmeden bırak…
Geceler de gündüzler kadar eşit. Gündüzlerin karmaşasının sığlaştırdığını düşündüklerinden vazgeç. Kabul et senden olmazlığı. Biliyorum sen yaşı, sınır diye koyduğun yirmibeşin üstüne sayıyorsun. Bir, iki, üç, dört ve beş kapıda işte. Toplayıp çıkarmaktan ve hep sıfır bulmaktan vazgeç. Yordun beni, usandırdın. Yüzleş, yapamayacağınla yüzleş.
Müsveddeler kalsın elinin altında, arasıra bakıp hatırlat kendine neden vazgeçtiğini…

Kitapları seversin, sevdiğin kelimeleri ahenkli cümlelere dönüştüren kitaplı kadınları daha çok seversin. Sadece kitapları seven ama sevdiğin kelimeleri ahenkli cümleleri dönüştüremeyen kitapsız kadını, kendini de sev. Dene.
Sadece kitapları ve cümleleri sevmek, müsveddelere tırnaklı cümleler yazmak neden kötü olsun… kötü olmamakla yüzleş….


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder